m.eray:Günlük

20 Jan, 2009

2008 Film Gunleri

Posted by: murat In: Yaşı.yorum

Tembellik cok kotu birsey yahu. Suraya baksana, en son ne zaman iki satir birsey yazmisim? Ustelik son yazmamdan bu zamana kadar yazilacak, gosterilecek bir suru sey, seyrettirilecek bir dunya film, yedirilecek bir dunya yemek varken yazmamak da cok ayip olmus. Yoo okuyanlara degil, kendime. Yarin obur gun birsey lazim olunca burada bulamiyorum, o yuzden bastan yazmak zorunda kaliyorum ki cok aci verici bir olay oluyor.

Aslinda mazeretim de vardi hani. Ne zamandir sorunluydu blog. Taa milattan once cikan surumunu kurmustum sonra da hic ellememistim, guncelleme vs hak getire yani. Sonra gunlerden bir gun, yorum yazma ozelligi bozulunca dur sunu guncelliyeyim bi dedigimde tabi bir suru is cikti basima. Surumler uyusmadi, uyusanlarda mesaj yazma paneli calismadi, suydu buydu derken her bulasmamda bende usenip o haliyle birakiyordum. Sonra ne olduysa, gunlerden bir gun hallettim. En azindan artik hem yeni bi kac ozellik ekleyebilecegim hem de iki satir birsey yazmak isteyenler yazabilecek. Gerci simdi yazarken animsadim aslinda. Tabi ya. Ne de olsa yazan cizen yok ya. Bozuk olunca, kesin birileri yaziyordur da sayfa calismiyor ya o yuzden gelmiyor bana mesajlar diye avutuyordum kendimi. Simdi yapinca aci gerceklerle yuzlesmek zorunda kaliyor insan. Gerci sagolsun bilimum spam hizmeti yalniz birakmiyor. Surekli gereksiz mesajlari temizlemek icin yorumlar sayfasina baktigimda acaba normal bir insan var midir heyecanini yasatiyorlar bana, sagolsun :) . Bu arada kendime de not duseyim -muhtemelen tekrar bunu okumayacam ama- spamlarla ugrasmamak icin bir eklenti kur, lutfen!

Aslinda basli basina bir konu olan ve gectigimiz gunlerde gocup giden, dijital olarak benim icin cok cok onemli seyleri bunyesinde barindiran, zamaninda cok guvenerek aldigim ve adamlar yapmis abi, yedeklemeye ne gerek var yahuu nidalari attigim 500 GB Seagate markali harddiskim aramizdan ayrildi. Sonradan arastirinca bir uretim hatasindan kaynaklanan bir sorun oldugunu ve halen bir umut oldugunu ogrendim. O yuzden o konuya simdilik deginmiyor, sorun cozulunce detayli olarak yazacagimi umut ediyorum. Su aralar Seagate mevcut harddiskler icin bir guncelleme cikardi ama onceden gidenlerle ilgili bir hareket henuz yok.

Ne diyorduk? Konu basligi sinema ama onunla ilgili henuz tek bir kelam etmedim haa. Bu benim de dikkatimi cekti, ama hani olur ya, belki bi okuyan cikar da boyle ustu kapali heyecanli konularla zarf atiyorum ki giden bir daha gelsin.

Yalniz ne kadar icimde kalmissa, dikkatimi cekti her 3 cumleden ikisinde olasi okura hitap etmisim. Sosyallesmem lazim.

Ne diyorduk?

Film.

Coken harddiskimde yine -ne kadar ilginctir ki- tembellikten dolayi DVDlere yazmadigim yaklasik 250 GBlik film ve dizim vardi. Giden diziler bir yana, ayni sekilde elimdeki mevcut 500den fazla DVDnin iceriklerinin kayitlarinin tutuldugu WhereIsIt? programinin veritabani ile 1300 civarindaki filmlerin, film/oyuncu/yonetmen bilgileri, seyir bilgileri ve kisisel notlarin bulundugu Movie Collector programinin veritabani ve excel’de kendi tuttugum ve ozene bezene kategorilendirdigim Film/Dizi/Belgesel/Animasyon listem de harddiskle beraber aramizdan ayrildi. Beni en cok yikan seylerden biri de bu uclu veritabanlariydi. Neyse ki WhereIsIt programinin yakin gecmisli bir veritabani dosyasini notebooktan buldum, eksiklerini yeniden CDlerden tamamladim, movie collector programinin ise kendi kafasina gore kaydettigi backup dosyasi sayesinde tum veritabanini kurtardim. Kurtarma isinden sonra, daha onceden cikardigim istatistikleri yeniden topladim.

Buna gore 2008 yilindaki seyir istatistiklerim soyle:

2008 yilinda -tekrar ve tekrar seyrettigim filmler haric- toplam 201 film seyretmisim. Bu sayi maalesef niyetim olan “evde 365 gun 365 film” projemin yanina yaklasamamis bile. Bu yuzden cok kotu bir yil olmus.

Daha kotu bir istatistik ise 2008′de seyrettigim bunca film arasindan sadece 19 tanesini sinemada gidip seyretmisim ki bu da bizi “sinemada 52 hafta 52 film” projemizden uzaklastiran bir diger istatistik olarak kayitlara geciyor.

Tabi rakamlarin bu kadar kotu cikmasinda 2 aylik Isvicre gezisinin ve -maalesef- yeni yeni kesfettigim, zamaninda bu guzelim film tadindaki dizileri nasil kacirmisim diyerekten filmleri bir kenara birakip seyrettigim dizilerin de etkisi oldukca fazla. Nitekim seyrettigim bolum sayisi 300leri gectiginden, onlari liste icine sokmak pek mumkun olmuyor :)

Bir de dakika hesabi var, ama onu size birakiyorum, zira simdi en azindan 2000-3000 dakikam 22″ ekranin karsisinda birseyler seyretmekle gecti desem, ne tembel adamsin, ne asosyal bir insansin sen muamelesi gorecegim. O yuzden ben birsey demedim. Ama derim belki, kim bilir.

Uzunca bir aradan sonra, soyle bir baktim da cidden oturup bu kadar yazi yazmisim. Aslinda ileriye yoneligi biraktimi geriye dogru yazacak bir suru sey, hepsine ucundan ucundan baslamis birakmisim. Ara ara toplu guncelleme yapacam artik. Sen oradaki! Bunu okuyan, geri don o yuzden.

Lutfen?! :)

Bir sonraki konumuz 2 aylik Isvicre/Fransa gezisinin istatistikleri uzerine olacak. Zira o istatistikleri genel hatlariyla, donustu Cihad’la yazmistik kagida da bilgisayara gecmek nasip olmadi.

Cok yakinda…

- 53 gun
- 6000 km ucak yolculugu
- 3000 km otobus yolculugu
- Isvicre ve Fransa’da toplam 2500 km’lik bisiklet surusu
- Yaklasik 1.440.000 turluk pedal cevirme hareketi
- 13 tane zirve tirmanisi (3 tanesi 4000 metreden yuksek zirvelere)
- 4 km kano
- 3 gun dinlenme
- 424 lt su tuketimi
- 18 kg makarna tuketimi

..
.

Dedim ya, cok yakinda :P

Okuyucuya not: Arka planda Uzakdogunun bagrindan kopup gelen Bu neng shuo de. mi mi (Secret) filminin soundtrack’i calisiyor. Ozellikle klasik muzigi, piyanayo sevenler icin kacirilmamasi gereken bir film. Hele ki bir piyano duello sahnesi vardir ki al bunu vur “The Legend of 1900” filminde yer alan, dalgali bir havada gemi icinde yer alan piyano sahnesine. Oyle de keyiflidir, seyrine doyum olmaz. Ne diyorduk. Okuyucu, bul seyret!

Kendime not: Bi ara bende yeniden bir seyretsem iyi olacak.

Okuyucuya not: Ozgursun!

Kendime not: Artik bos islerle ugrasmayi birakman lazim, fuzuli seyler yazayacagina iki satir birseyler arastirip ise yarar birseyler de yaz.

Okuyucuya not: Mesaj yazma ozelligi aktif, belki -spamlardan dolayi- onaylamaya duser, ama yazabilirsin artik.

Kendime not: Durumun -gercekten- dusundugunden de kotu.

Deftere not: En kisa zamanda soyle mis gibi bol tereyagli bir iskender yenilecek! Yaninda da enfes bir kunefe! Iskenderi bosver. Kunefe ye!

Zeki’ye not: Oglum, bu kunefe isini sen sardin basima!

08 Jul, 2008

Kung Fu Panda

Posted by: murat In: Seyredi.yorum

Beş yıldan uzun süren bir çalışma sonucunda ortaya çıkan animasyon harikası ?Kung Fu Panda’nın üç sloganı var: “Kendi kahramanın ol”, “Panda-mania başlıyor” ve “?Çok muhteşem olacak!”

Barış Vadisi?ndeki hayvanların en tembeli olan Po adlı panda ayısının beklenmedik bir anda zoraki kahramana/kurtarıcıya dönüşmesinin çarpıcı öyküsü anlatılıyor.

Panda Po, antik Çin?deki Barış Vadisi?nde ucuz bir restoranda garson olarak çalışmaktadır. Kung fu fanatiğidir ama becerisini bir türlü sergileyemez. Bu arada Barış Vadisi’nin kapısına birbirinden güçlü düşmanlar dayanmıştır. Eski bir efsaneye göre günün birinde bir kahraman doğacak ve halkı kurtaracaktır. Kung Fu fanatiği panda Po, Huzur Vadisi’ni Kar Leoparı Tai Lung’dan kurtarmak için Kung Fu dünyasına adım atar ve kendisine inanırsa neler yapabileceğini keşfeder.

Hayallerinin izini süren panda ayısının masalını, mesajı olan bir eğlencelik şeklinde anlatmaya karar veren film yapımcıları, bu filmi yaparken çeşitli masalların derlemesini yaratmışlar. Hatta “Kung Fu Panda” projesinin doğuşu bile, eski Çin masallarının başlangıcı gibi olmuş.

http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=3993
http://www.imdb.com/title/tt0441773/

Po’ya donersek; muthisti! Tek kelimeyle degil ama birden cok kelimeyle.

Bir kere komikti. Hem de oldukca. Sonra oburdu, uyusuktu, tembeldi. Derken bir bakmisiz ondan atigi, ondan canlisi, ondan caliskani yok. Degismeyen tek sey oburluguydu :D O yerken benim istahim kabardi valla :lol:

Ikincisi komikti. Cunku yeteneksizdi, dogasinda yok garibimin dovusmek. Birden ejderha savasci olursa mecburen komik olacak, elinde degil :D

Sonuc olarak komikti. Cunku dovus olgusu yeteneksiz biri tarafindan yapildiginda zaten bunyesinde fazlasiyla komiklik barindiriyor. Bunun yaninda bu isi yapanin bir panda oldugunu da dusunursek aksi birsey beklemek yanlis olur.

Dublaj her zamanki gibi harikaydi. Ozellikle animasyona filmlerinin dublajindaki basarimiz zaten ortada, bunda da bu basari devam etmis. Grafiklere de bayildim. Ozellikle bazi detaylar gercege cok cok yakindi. Muzikler muthis. Aksiyon, dovus sahneleri ise harikaydi ve acayip keyifliydi. Filmi seyrederken tahmin ediyordum. Hani panda hos sevimli bir hayvan. Malumunuz kung fu o kadar sevimli bir spor degil. Kesin bazilari cikip panda gibi bir hayvana nasil kung fu yaptirirsiniz, pandayi niye sevimsiz gostermeye calisiyorsunuz gibisinden birseyler derler demistim. Eve geldikten sonra cesitli yerlerde okudum yorumlar sonucunda da ne kadar hakli oldugumu gordum. Tam dusundugum seyler uc asagi bes yukari yazilip cizilmis. Baslari, kung fu ogrenme asamalarini geciyorum. Onlarda siddet vs kesinlikle yoktu zaten, bol miktarda maymunluk vardi. Son bolumde ciddi bir (?!) kung fu dovusu vardi pandanin icinde yer aldigi. Ozellikle dikkat ettim acaba boyle bir sey var midir diye de. Yok. Cunku panda ciddi ciddi dovusmuyor, tek bir yumruk, tekme vs atmiyor. Aksine sansina, yeteneksizligine basariyor ne basariyorsa. Bol miktarda gobek, toto kullaniyor dovusurken. Tam bir panda kung fusu yani. Demem o ki panda bu filmde sevimsiz gosterilmiyor. Aksine sevimliligine sevimlilik katiyor benim gozumde.

Neyse yine uzattim. Az sonra peri gelip tek cumleyle ozetlemeden kacayim ben :P

Demem o ki. Firsatiniz varken gidip, gorun, gulun. Insanlar ne der, cocuklar gulmuyor ben niye guluyorum diye dusunmeyin, gulun bol bol :lol:

03 Jul, 2008

Wanted

Posted by: murat In: Seyredi.yorum

IMDB: http://www.imdb.com/title/tt0493464/
Beyazperde: http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=3779

Rus yönetmen Bekmambetov’un son projesi Wanted’ta, McAvoy babasının kiralık katil olduğunu öğrenen ve onun izinden gitmeye karar veren heyecanlı bir genç olan Wes’i, Jolie ve Freeman ise oğlana mesleğin inceliklerini öğretecek olan Fox ve Sloan adlı deneyimli katilleri canlandırıyor.

Hayatında oldukça başarısız olan ve bu döngüyü kırmak isteyen Wes, Fox’u tanıdığı günden itibaren bakış açısını değiştirerek benliğinin içinde sinsi sinsi dolaşan kızgın ve öfkeli kurdu serbest bırakır. Eğitimli bir suikastçı olmaksa elbette kolay değildir.

Babası öldürülen Wesley Gibson’a (James McAvoy), babasının intikamını alma fırsatı teklif edilir. Kötü adamları yok eden bir suikastçi olarak ünlenen babası bir suikaste kurban gitmiştir. Babasının bıraktığı yerden yola devam etmeye kararlı olan Gibson, babasının ortağı Sloan’dan (Morgan Freeman) eğitim almaya başlar.

Mark Millar’ın grafik romanından uyarlanan filmin, romandan oldukça farklı olduğu söyleniyor. Wanted’ın bir özelliği de, büyük ilgi toplayan Red One digital kameranın kullanıldığı ilk film olması.

Su siralar vizyonda. Hazir firsatiniz varken gidin sinemada seyredin. Cunku bilgisayarda seyredilmeyecek -seyredilse bile tat vermeyecek kadar- bol aksiyon iceriyor. Bol derken gercekten bol. Hatta saf aksiyon bile diyebiliriz. Filmde insanlar konusmadigi her an sadece aksiyon var.

Oncelikle belirteyim film tam bir piyasa filmi. Nispeten kiliselerle dolu, Angelina Jolie (ve silahini) iceren, bol miktarda ozel efekt kullanilan hatta simdiye kadar filmlerde seyrettiginiz tum ozel efektleri bunyesinde barindiran en uc noktalarda aksiyonu barindiran film. O yuzden ozellikle belirtiyorum lutfen kimse gelip vay efendim cok sacma, oyle sey mi olurmus hic inandirici demesin. Kursuna falso verir vururum sizi :P Gidin oturun, bazi seyleri goz ardi ederekten seyredip tadini cikarin.

Aksiyon severlere diyorum mutlaka ve mutlaka seyretsin. Buna karsin ben gercekci bi insanim, gercekcilik ararim diyenler de uzak dursun. Cunku filmdeki aksiyon bildiginiz klasik tarz aksiyonlardan degil. Damardan alinmasi durumunda olume sebebiyet verebilecek dozda. Filmde mantik hatalari arayanlar, herseyi bir mantik kilifina sokmaya calisanlar da uzak dursun zira sadece karsilikli konusmalari disinda cok da fazla mantikli birsey yok :P Hayir film size zehir olur.

Konusu soyleydi de senaryo iyi islenmiste, oyunculuklar oyleydi boyleydi diye birsey demiyorum, diyemiyorum, denilecek bir film oldugunu da dusunmuyorum :P. Film muzikleri guzeldi, efektler -bence- muthisti. Aksiyona sonuna kadar doyuyorsunuz -hatta fazla geliyor-, bol miktarda yuhh, oha, hadi be diyorsunuz. Ama bir solukta da seyrediyorsunuz.

Morgan Freeman var o bi cepte dursun. Angelina Jolie var ki ustelik Angelina bacimin elinde de silah var o da diger cepte dursun. Bol miktarda ozel efekt var bunlar da arka ceplerinizde dursun. Ek olarak mantik hatalari da had safhada dedigim gibi bunlari da corabinizin sigara yerlestirdiginiz bolmelerine sıkıştırın ve oyle gidip gitmeyeceginize karar verin filme :P

Sinemada seyredin demistim ya, misir alin misir yerken seyredin :P Ozellikle aksiyon sahnelerinde cok guzel yeniyor valla. Bi kaptiriyorsunuz ki kendinizi nefesinizi filmin sonunda ancak birakabiliyorsunuz. Rus yonemen Timur Bekmambetov, Night Watch ve Day Watch serisinin ucuncu filminden once guzel bir is cikarmis valla. O filmlerdeki ozel efektlerden sonra boyle bir filmi gorunce cok da sasirmamak lazim aslinda. Potansiyel var adamda. Ileri de devami da gelecektir diye tahmin ediyorum.

Guzel -sinemada seyirlik- bir filmdi nitekim.

27 Jun, 2008

Ben X

Posted by: murat In: Seyredi.yorum

http://www.imdb.com/title/tt0953318/

IKSV’nin bu sene duzenledigi 27. Uluslararasi Film Festivali kapsaminda ulkemizde ilk olarak vizyona girdi film. Yanlis bilmiyorsam 11 Temmuz’da da tum Turkiye’de vizyona girecek; en azindan oyle umut ediyorum. Girmese bile bir sekilde bulun bulusturun oturup seyredin.

Olaganustu bir filmdi, her acidan. Biraz belgesel biraz biyografi tadinda basliyor ve devam ediyor. Tum film boyunca gercek hayatinda yaninda Ben’in ArchLord oyunundaki hayatini da seyrediyoruz. Gercek hayatinda ezilen, dislanan, dalga gecilen, ucube olarak gorulen Ben, ArchLord oyununda ise gercek hayatin tam tersine guclu bir karakter. Sık sık Gercek hayatin basina gelenlerle sanal dunyada yasadiklarinin kesisimlerini seyrediyoruz. Ancak oyundakinin aksine gercek hayatta herseye tepkisiz kaliyor. Bu da daha fazla ezilmesine neden oluyor. Basrol oyuncusu bana gore gercekten olaganustu bir oyunculuk gostermis. Tepkileri, tepkisizligi, anlatmak istedigi herseyi cok guzel bir sekilde bizlere anlatiyor, yasadiklarini bize hissettiriyor. Tum film boyunca canimizi acitmasini beceriyor. Yasadiklarina uzuluyor, sinirleniyoruz, birsey yapamadigimizdan dolayi kendimize kiziyoruz. Sadece oyuncunluklar, goruntuler degil film muzikleri de ayri bir guzeldi. Filmin sonu icinse birsey demiyorum ama 10 dakika icinde sizi buyuk bir duygu karmasasinin icine surukluyor.

Aaa… Unutmadan. Film gercek hayattan esinlenerek yazilmis bir kitaptan yola cikilarak cevrilmis. Bunu da goz onunde bulundurun seyrederken.

Ne diyorduk. Seyredelim, seyrettirelim.

Ayrica film icin IKSV sitesine su sekilde bir beyanatta bulunmuslar:

Ben kimseye benzemez. Kendine has bir dünyası, o dünyayı kaplayan ArchLord adlı bir internet oyunu ve o oyunda saygı duyulan çok güçlü bir karakteri vardır. Oyunda edindiği tecrübeleri gerçek hayata aktarma hayali kurar. Ama gerçek dünyada okul, her gün karşılaştığı zorbalıklarla cehennem gibidir. Bu durumdan kurtulmak için bir plan yapar, ama oyunda tanıştığı Scarlite adlı kızla gerçek hayatta da karşılaşmayı planlamamıştır… Belçika�nın bu yılki Oscar adayı olan ve yenilikçi tarzıyla dikkat çeken bu ilk film, yönetmeninin kendi romanından uyarlanmış. Aynı romandan esinlenilerek tasarlanan ArchLord, internet üzerinden oynanmaya devam ediyor.

26 Jun, 2008

Bitti!

Posted by: murat In: Yaşı.yorum

It’s over!
E ‘finita!
C’est terminé!
Es ist vorbei!
Es más!
Se on ohi!
Това е отговорност!
Prošlo je više!
Det er forbi!
Είναι πάνω!
それが終わる。
它的过去。
Sa terminat!
Är det över!
Это старше!

24 Jun, 2008

La Habitación de Fermat

Posted by: murat In: Seyredi.yorum

Fermat’s Room yani. Bizde de gectigimiz aylarda vizyona girdi “Kapan” ismiyle.

Bu tarz filmleri seviyorum. Hangi tarz mi? Hani su ne zaman neyin olacagini bilmedigin, surprizlere acik olan, icinde bi parca da olsa gizem barindiran, bulmacali filmleri.

4 matematikci. Birbirini hic tanimiyorlar. Bir matematik toplantisi icin bilinmeyen bir yere bilinmeyen biri tarafindan davet ediliyorlar ve oyun basliyor. Cozmeleri gereken bulmacalar var. Aksi halde bulunduklari odada olecekler. Cesitli bulmacalar ve bulmacalari cozmeleri icin belli zamanlari var. Sure doldugunda ozel olarak hazirlanmis odanin duvarlari hareket ediyor ve oda kuculuyor. Odadan kurtulmanin tek yolu bulmacalari hizli bir sekilde cevaplamak. Ama odaklandiklari tek sey de bulmaca degil?!

Keyifli, surukleyici bir Ispanyol filmi. Sıkılmadan bir solukta izlettiriyor kendini. Seyretmeyenler, turu sevenler icin guzel bir film.

IMDB: http://www.imdb.com/title/tt1016301/
Beyazperde: http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=3902

24 Jun, 2008

Once, Step Up

Posted by: murat In: Seyredi.yorum

Seyredecek cok film var keza yazilacak da cok film var. Ama iste zaman yok. Aslinda zaman var da oturup yazmak icin sabir yok. Sabir yerine bol miktarda tembellik mevcut. Oyle ki tembellikte sinir tanimiyorum.

Sweeney Todd ve August Rush’la birlikte muzikal ve/veya muzik temali (ve yaninda dans da oluyorsa balli ekmek) filmlere karsi olan seyir arzum gittikce artan bir egilim icerisinde. Aslinda zamanim olsa bir hafta sonu bi kac muzikali ust uste seyrederekten altin vurus yapacagim ama firsat olmuyor. Halbuki filmler de hazir.

Once ve Step Up diyorduk.

Once’i bir sekilde mutlaka duyulmustur. Oyle aman aman film seyrettigini gormedigim kardesim bile odaya girip “Ohoo sen hala bu filmi seyretmedin mi?” seklinde beni ezdi filmi seyrederken. Film 2008 Oscar’larindan orjinal sarki dalinda, ayni zamanda filmin basrol oyunculari olan Glen Hansard ve Markéta Irglová ile odulu aldi. Haketmislerde. Bastan sona keyifli, bol muzikli bir film olmus. Muzikler, yorumlar, muziklerin film iclerine yerlestirilmesi muhtesem. Konusu da zaten muzik oldugundan dalip gidiyorsunuz filme. Film bittikten sonra, o guzelim sarkilar bitince yeniden donebiliyorsunuz gercek hayata. Sonrasinda tabii muzikleri bilgisayardan dinlemeye de devam ediyorsunuz bir sure. Muzigi seven herkesin mutlaka seyretmesi gereken bir film.

Step up ise sadece muzikle kalmayip bunu dansla pekistiren bir film. O yuzden bu filmi muzik severlerin yaninda -belki muzik severlerden ziyade demek daha dogru- dans severlerin seyretmesi de lazim. Hele ki benim gibi dans etmeyi beceremeyip, edenleri imrenerek bir parca da kiskanclikla seyredenler izlesin. Danslar ve muzikler harika, insanin icini kipir kipir ediyor. Oyle ki zaman zaman yerinizden elinizle ayaginizla siz de eslik etmeye calisiyorsunuz. Ama beceremiyorsunuz tabii :P . Film icinde seyrettiginiz parca parca danslari finaldeki muthis dans gosterisiyle bastan sona bir solukta izliyorsunuz. Ozellikle son dans gercekten etkileyici olmus.

Konu muzikti dansti olunca cok fazla soyleyecek -itiraf ediyorum soyleyebilecek- soz bulamiyorum. Cunku siradan bir seyirci/dinleyiciden ote birsey degilim. Vay efendim cok detone olmus, yok yanlis nota basiyormus, o ayak hareketi olmaz, oyle koreografi mi olurmus diyebilecek potansiyele sahip degilim. Onun yerine cok guzel imreniyorum :) Yine de muzik seven bir insanin, azicik da olsa danslari seyretmesini seven, hatta dansla yakindan ilgilenenlerin seyredince pisman olmayacaklarini dusunebilecek potansiyele sahibim, fazlasiyla.

Once
IMDB: http://www.imdb.com/title/tt0907657/

Step Up
IMDB: http://www.imdb.com/title/tt0462590/
Beyazperde: http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=3262

16 Jun, 2008

Forum Trabzon

Posted by: murat In: Yaşı.yorum

“Insanlari alisveris merkezlerinden sogutmak istiyorsaniz, insaat halindeyken 2 gun onlari orada calistirin.”

Boyle yazinca da sanki unlu bir dusunur soz soylemis gibi oldu :P Gerci oyle de sayilabilir, benden buyuk dusunur mu var =)

Hafta sonu Forum Trabzon Alisveris Merkezi’nin santiyesindeydik. “Endustriyel Dagcilik” adina ilk girisimi de yapmis olduk. Gerci vakti zamaninda Avni Aker’de tribunlerde calismistik. Son 2-3 yildir da mezuniyet torenlerinde KTU’nun stadyumunda da calisiyoruz. Ama onlar sayilmaz, fasulyeden.

Santiye dedigime bakmayin. Cumartesi gunu acilisi var. O yuzden ne tam bitmis ne de tam santiye. Ikisinin arasinda. Hummali da bir calisma var, Cumartesi’ye yetistirmeye calisiyorlar. Acilis gunu icin alisveris merkezinin ici suslenecekti. Giris bolumundeki alanla giris tarafindaki holde tavana susler asilacakti. Gittik. Toplam 32 parcaydi. Ilk etapta hemen hallederiz gozuyle bakmistik ki ilk gun gece -veya sabah mi?!- 3 te eve gidince ve hala asilacak 10 parca daha oldugunu gorunce o kadar da kisa surmeyecegini anladik =)

Biraz yorucu oldu ama yine de keyifli gecti. 2 gunde tum isleri halletik, temiz is oldu. Artik onumuzdeki islere bakacagiz bundan sonra.

Saat sabaha dogru yaklastigindan artik is disindaki seyler agirlik kazanmaya basliyor :P
p1020081.jpg :: p1020083.jpg :: p1020084.jpg

p1020088.jpg :: p1020089.jpg :: p1020096.jpg

p1020099.jpg :: p1020101.jpg :: p1020102.jpg

29 May, 2008

O… Cocuklari

Posted by: murat In: Seyredi.yorum

Film yahuu film… Yanlis anlamayin. Ne zamandir da yazmaya firsat bulamadim, bulamiyorum. Biraz tembellikten biraz da zamansizliktan. Yazilacak cok film var aslinda ama dizilerden pek firsat olmuyor. Ne zaman yazmaya niyetlensem dur 1 bolum sundan 1 bolum ondan seyredeyim derken vakit almis basini gidiyor. Diger taraftan da model var. Kalan zaman da ona gidiyor. Gemi bitti gibi, yelkenlerle direklerin ipleri kaldi. Ama kaldirdim, gercekten cok yorucu oldu kaba taslak bitmesi. Rahatlamak icin su an bi tane Mustang GT 2006 yapiyorum. Onun da ana aksamlari bitti bi dis sasisi ve detaylari kaldi. O bittikten sonra ya gemiyi tamamlarim ya da gecenlerde aldigim ucak maketine baslarim. Bakalim artik.

Neyse neyse… Simdilik gecenlerde seyrettigim O… Cocuklari filmine deginip gideyim. Daha sonra geriye donuk olarak yazacam zaten.

Ileyin, izlettirin diyerekten basliyayim sozlerime tongue.gif Asil Indiana Jones amcamizi seyretmek icin niyetlenerek evden cikmistim ki arkadasin acimasizca beni sattigini ogrenmis oldum. Ehh sinemaya kadar gitmisken de bos donmiyeyim diye hafta sonu yapilacaklar listeme ekledigim O… Cocuklari filmine gideyim dedim. Biraz sıkıntılı oldu tabi filme girmek. Zira giseden aldigim bileti, film baslayana kadar ki sureyi gecirebilmek icin bos bos ortalikta dolasirken kaybetmisim sweatingbullets.gif 62 kere ustumu ve cantami kontrol ettikten sonra gisedeki hanimefendiye kirk takla atarak filme girdim tongue.gif

Filmlere gec girmemeye gayret ederim. Hatta erkenden girip otururum. Film oncesi reklamlari -televizyonda hic sevmesem de sinemada tadi baska oluyor tongue.gif- ve fragmanlari seyretmesi keyifli oluyor. Bi de filmin basini kacirmaya uyuz olurum. Cunku aklim hep o 5-10 saniyelik bolume takilip kalir ki aynisi burada da oldu. O en bastaki 1 dakikalik sure icinde ne oldu ne bitti filmin sonuna kadar kafamin icinde dolandi durdu.

Neyse filme geleyim di mi tongue.gif . Film guzeldi. Oyunculuklar iyiydi. Senaryo da hostu. Cocuk oyuncular muthisti diyerekten sozlerimi bitireyim biggrin.gif

Beynelmilel’in yonetmenlik ve senaristligini yapan Sirri Sureyya Onder bu filmin de senaristligini yapmis. 120 filminin yardimci yonetmeni Murat Saracoglu ise yonetmen koltuguna oturmus. Aslinda muthis olabilecek bir filmi elele vererek iyi bir film haline getirmisler. Keske biraz daha uzerinde calisip o muhtesemligi saglayabilselermis.

Filmin konusu soyle birseyler yazmislar;
Kocası ve kardeşi içeri alındıktan sonra küçük kızı Hazan ile birlikte saklanmaya başlayan Meryem, kendisine yardım eden Saffet tarafından Mehtap Anne’nin evine yerleştirilir. Eski bir hayat kadını olan Mehtap Anne, şimdi bu evde başka hayat kadınlarının çocuklarına bakmaktadır. Saffet, Meryem’i yurtdışına kaçırmak için bir gemi bulur. Fakat küçük Hazan bu yolculuğu tamamlamakta zorlanacağı için, onu İtalya’ya vardıktan sonra başka bir yolla aldırmaya karar verirler. Diğer çocuklarla birlikte kalan İstanbul’da kalan Hazan üzgündür.

Birkaç ay sonra, yarı Türk yarı İtalyan Donatella gelir Hazan’a yardım etmeye. Ona iki ay içinde İtalyanca öğretecek ve 23 Nisan’da gelecek bir İtalyan ailenin çocuğu rolünü oynayarak yurt dışına kaçmasına yardım edecektir.

Film, dram filmi aslinda. Ama filmi keyfile seyrediyorsunuz bol bol guluyorsunuz. Cunku olaganustu bir cocuk oyuncu kadrosuna sahip. Basroldeki kucuk kizin duygusal halleri uzuyor bi parca ama geri kalan cocuklarin hepsi ayri ayri harika. Her davranislari, hareketleri, konusmalari oldukca eglendiriyor sizi. Buyuklere baktigimizda onlarin da yeri ve basarilari ayri. Demet Akbag olaganustu, Ipek Tuzcuoglu keza ayni sekilde harika. Kisa kisa gorsek de Altan Erkekli varligini hissettirdi. Ozgu Namal ve Sarp Apak ikilisi icin biraz notr kalacam. Ozellikle Sarp Apak konusunda. Iyi mi kotu tam olarak adlandiramadigim birseyler var. Belki biraz da Avrupa Yakasi’ndan olabilir bendeki soru isaretleri. Halbuki diziyi de rastladikca seyrederim. Ama bazi seyler olmamis. Keza Ozgu Namal’da da var. Bi bakiyorsun iyi gidiyor sonra pat diye olmamis diyorsunuz. Ozellikle italyanca olmamis hele ki o opera (yanlis bilmiyorum di mi?) soyledigi sahne oldukca yapmacik durmus. Onun disinda dedigim gibi hem iyiydi hem de zaman zaman yapmacikti.

Film genel olarak iyi guzel hos gitmesin ragmen finali cok sonuktu. Kesinlikle cok cok daha iyi bir finalle cok daha basarili olabilir bence. Tamam cok fazla soru sorup filmin keyfini kacirmamak lazim ama buyuk eksiklikler var. Illa hersey aciklanacak herseyi bilecegiz diye birsey yok ona da kabul ama mesela bir Donatella-Saffet aski gozumuze gozumuze sokuldu film boyunca ama finalinde hic deginilmedi bile. Alelacele hadi bitirelim artik seklinde cekmisler sanki. Keske biraz daha dikkat edilseymis.

Film muzikleri de guzeldi. Sevdim. Ozellikle Felicita sarkisi keyif veriyordu da hep yarida kestiler. Eve girdigim gibi direkt oturup sarkiyi dinledim. O derece etkiledi biggrin.gif Onun disinda da genel olarak iyiydi. Kimi yerlerde abartilmis deniliyor ama nedense ben keyif aldim. Bazi durumlarda vurgulamak icin bazende efekt tadinda muzik parcaciklari da vardi. Bence renk katti filme. Su ana kadar ki Turk filmlerindeki muzik anlayisindan farkliydi veya bana oyle geldi. Ama guzel olmus.

Uzatmiyayim diyecem ama sakiz oldu zaten tongue.gif Demem su ki. Hani diyoruz ya… Turk filmlerine gidelim. Turk film sektoru gelissin. Hah iste boyle filmlere gidelim de gelissin bu sektor. Pisman da olmuyorsunuz. Murat iyi ki tavsiye etmissin, iyi ki seyretmisiz. Cok eglendik diyeceksiniz. Demezseniz kabasinizdir, ayip etmissinizdir ona gore tongue.gif

http://beyazperde.mynet.com/images/film/3964-o.gif

http://www.ococuklarifilm.com/
http://beyazperde.mynet.com/film/3964
http://www.imdb.com/title/tt1202363/

28 May, 2008

The Bourne

Posted by: murat In: Seyredi.yorum

Pazar gunu bizim cocuklarla Bourne gunu yaptik. “Bourne Gunu” potansiyel “Geleneksel Pazar Sinema Gunleri”nin ilki olacak gibi. Oldukca keyifli ve hizli geciyor zira. Bendeki projektor Sercan’in hoparlorleriyle salonda birlesince gayet guzel bir sonuc ortaya cikiyor. Bi de bunlara seyir zevki yuksek filmler de eklenirse tadinmaz yenmez hale gelecektir.


  • emraheski: fotografin alt kosesinde, yol kisminda ne sildigini merak ediyorum. ne vardi da temizledin fotografi? :) anladim evet :)
  • emraheski: aslinda mentiken biraz dogru, biraz da melankolik bir hava var isin icinde. cok yalnizlik cekmis saniyorum robin abimiz.
  • ''sölemem'': Ve biri fotoğrafımı çekecek kadar bu dünyada beni önemsemişti. On numara bir söz.. :) Cidden ama.. :D Buradan fotoğrafını çekmek istediğim ama çekt

Günün sözü, sözün özü

"Useniyorum, tembelim o halde yarin." Zaten boyle diye diye tek bir satir bile yazamiyordum ya. Sorunlari da vardi gerci blogun, duzeldi gibi. Artik "Uzerinde calisiyorum, o halde yarin!"