
http://www.imdb.com/title/tt0953318/
IKSV’nin bu sene duzenledigi 27. Uluslararasi Film Festivali kapsaminda ulkemizde ilk olarak vizyona girdi film. Yanlis bilmiyorsam 11 Temmuz’da da tum Turkiye’de vizyona girecek; en azindan oyle umut ediyorum. Girmese bile bir sekilde bulun bulusturun oturup seyredin.
Olaganustu bir filmdi, her acidan. Biraz belgesel biraz biyografi tadinda basliyor ve devam ediyor. Tum film boyunca gercek hayatinda yaninda Ben’in ArchLord oyunundaki hayatini da seyrediyoruz. Gercek hayatinda ezilen, dislanan, dalga gecilen, ucube olarak gorulen Ben, ArchLord oyununda ise gercek hayatin tam tersine guclu bir karakter. Sık sık Gercek hayatin basina gelenlerle sanal dunyada yasadiklarinin kesisimlerini seyrediyoruz. Ancak oyundakinin aksine gercek hayatta herseye tepkisiz kaliyor. Bu da daha fazla ezilmesine neden oluyor. Basrol oyuncusu bana gore gercekten olaganustu bir oyunculuk gostermis. Tepkileri, tepkisizligi, anlatmak istedigi herseyi cok guzel bir sekilde bizlere anlatiyor, yasadiklarini bize hissettiriyor. Tum film boyunca canimizi acitmasini beceriyor. Yasadiklarina uzuluyor, sinirleniyoruz, birsey yapamadigimizdan dolayi kendimize kiziyoruz. Sadece oyuncunluklar, goruntuler degil film muzikleri de ayri bir guzeldi. Filmin sonu icinse birsey demiyorum ama 10 dakika icinde sizi buyuk bir duygu karmasasinin icine surukluyor.
Aaa… Unutmadan. Film gercek hayattan esinlenerek yazilmis bir kitaptan yola cikilarak cevrilmis. Bunu da goz onunde bulundurun seyrederken.
Ne diyorduk. Seyredelim, seyrettirelim.
Ayrica film icin IKSV sitesine su sekilde bir beyanatta bulunmuslar:
Ben kimseye benzemez. Kendine has bir dünyası, o dünyayı kaplayan ArchLord adlı bir internet oyunu ve o oyunda saygı duyulan çok güçlü bir karakteri vardır. Oyunda edindiği tecrübeleri gerçek hayata aktarma hayali kurar. Ama gerçek dünyada okul, her gün karşılaştığı zorbalıklarla cehennem gibidir. Bu durumdan kurtulmak için bir plan yapar, ama oyunda tanıştığı Scarlite adlı kızla gerçek hayatta da karşılaşmayı planlamamıştır… Belçika�nın bu yılki Oscar adayı olan ve yenilikçi tarzıyla dikkat çeken bu ilk film, yönetmeninin kendi romanından uyarlanmış. Aynı romandan esinlenilerek tasarlanan ArchLord, internet üzerinden oynanmaya devam ediyor.
It’s over!
E ‘finita!
C’est terminé!
Es ist vorbei!
Es más!
Se on ohi!
Това е отговорност!
Prošlo je više!
Det er forbi!
Είναι πάνω!
それが終わる。
它的过去。
Sa terminat!
Är det över!
Это старше!
Fermat’s Room yani. Bizde de gectigimiz aylarda vizyona girdi “Kapan” ismiyle.
Bu tarz filmleri seviyorum. Hangi tarz mi? Hani su ne zaman neyin olacagini bilmedigin, surprizlere acik olan, icinde bi parca da olsa gizem barindiran, bulmacali filmleri.
4 matematikci. Birbirini hic tanimiyorlar. Bir matematik toplantisi icin bilinmeyen bir yere bilinmeyen biri tarafindan davet ediliyorlar ve oyun basliyor. Cozmeleri gereken bulmacalar var. Aksi halde bulunduklari odada olecekler. Cesitli bulmacalar ve bulmacalari cozmeleri icin belli zamanlari var. Sure doldugunda ozel olarak hazirlanmis odanin duvarlari hareket ediyor ve oda kuculuyor. Odadan kurtulmanin tek yolu bulmacalari hizli bir sekilde cevaplamak. Ama odaklandiklari tek sey de bulmaca degil?!
Keyifli, surukleyici bir Ispanyol filmi. Sıkılmadan bir solukta izlettiriyor kendini. Seyretmeyenler, turu sevenler icin guzel bir film.
IMDB: http://www.imdb.com/title/tt1016301/
Beyazperde: http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=3902
Seyredecek cok film var keza yazilacak da cok film var. Ama iste zaman yok. Aslinda zaman var da oturup yazmak icin sabir yok. Sabir yerine bol miktarda tembellik mevcut. Oyle ki tembellikte sinir tanimiyorum.
Sweeney Todd ve August Rush’la birlikte muzikal ve/veya muzik temali (ve yaninda dans da oluyorsa balli ekmek) filmlere karsi olan seyir arzum gittikce artan bir egilim icerisinde. Aslinda zamanim olsa bir hafta sonu bi kac muzikali ust uste seyrederekten altin vurus yapacagim ama firsat olmuyor. Halbuki filmler de hazir.
Once ve Step Up diyorduk.
Once’i bir sekilde mutlaka duyulmustur. Oyle aman aman film seyrettigini gormedigim kardesim bile odaya girip “Ohoo sen hala bu filmi seyretmedin mi?” seklinde beni ezdi filmi seyrederken. Film 2008 Oscar’larindan orjinal sarki dalinda, ayni zamanda filmin basrol oyunculari olan Glen Hansard ve Markéta Irglová ile odulu aldi. Haketmislerde. Bastan sona keyifli, bol muzikli bir film olmus. Muzikler, yorumlar, muziklerin film iclerine yerlestirilmesi muhtesem. Konusu da zaten muzik oldugundan dalip gidiyorsunuz filme. Film bittikten sonra, o guzelim sarkilar bitince yeniden donebiliyorsunuz gercek hayata. Sonrasinda tabii muzikleri bilgisayardan dinlemeye de devam ediyorsunuz bir sure. Muzigi seven herkesin mutlaka seyretmesi gereken bir film.
Step up ise sadece muzikle kalmayip bunu dansla pekistiren bir film. O yuzden bu filmi muzik severlerin yaninda -belki muzik severlerden ziyade demek daha dogru- dans severlerin seyretmesi de lazim. Hele ki benim gibi dans etmeyi beceremeyip, edenleri imrenerek bir parca da kiskanclikla seyredenler izlesin. Danslar ve muzikler harika, insanin icini kipir kipir ediyor. Oyle ki zaman zaman yerinizden elinizle ayaginizla siz de eslik etmeye calisiyorsunuz. Ama beceremiyorsunuz tabii :P . Film icinde seyrettiginiz parca parca danslari finaldeki muthis dans gosterisiyle bastan sona bir solukta izliyorsunuz. Ozellikle son dans gercekten etkileyici olmus.
Konu muzikti dansti olunca cok fazla soyleyecek -itiraf ediyorum soyleyebilecek- soz bulamiyorum. Cunku siradan bir seyirci/dinleyiciden ote birsey degilim. Vay efendim cok detone olmus, yok yanlis nota basiyormus, o ayak hareketi olmaz, oyle koreografi mi olurmus diyebilecek potansiyele sahip degilim. Onun yerine cok guzel imreniyorum :) Yine de muzik seven bir insanin, azicik da olsa danslari seyretmesini seven, hatta dansla yakindan ilgilenenlerin seyredince pisman olmayacaklarini dusunebilecek potansiyele sahibim, fazlasiyla.
Once
IMDB: http://www.imdb.com/title/tt0907657/
Step Up
IMDB: http://www.imdb.com/title/tt0462590/
Beyazperde: http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=3262
“Insanlari alisveris merkezlerinden sogutmak istiyorsaniz, insaat halindeyken 2 gun onlari orada calistirin.”
Boyle yazinca da sanki unlu bir dusunur soz soylemis gibi oldu :P Gerci oyle de sayilabilir, benden buyuk dusunur mu var =)
Hafta sonu Forum Trabzon Alisveris Merkezi’nin santiyesindeydik. “Endustriyel Dagcilik” adina ilk girisimi de yapmis olduk. Gerci vakti zamaninda Avni Aker’de tribunlerde calismistik. Son 2-3 yildir da mezuniyet torenlerinde KTU’nun stadyumunda da calisiyoruz. Ama onlar sayilmaz, fasulyeden.
Santiye dedigime bakmayin. Cumartesi gunu acilisi var. O yuzden ne tam bitmis ne de tam santiye. Ikisinin arasinda. Hummali da bir calisma var, Cumartesi’ye yetistirmeye calisiyorlar. Acilis gunu icin alisveris merkezinin ici suslenecekti. Giris bolumundeki alanla giris tarafindaki holde tavana susler asilacakti. Gittik. Toplam 32 parcaydi. Ilk etapta hemen hallederiz gozuyle bakmistik ki ilk gun gece -veya sabah mi?!- 3 te eve gidince ve hala asilacak 10 parca daha oldugunu gorunce o kadar da kisa surmeyecegini anladik =)
Biraz yorucu oldu ama yine de keyifli gecti. 2 gunde tum isleri halletik, temiz is oldu. Artik onumuzdeki islere bakacagiz bundan sonra.
Saat sabaha dogru yaklastigindan artik is disindaki seyler agirlik kazanmaya basliyor :P
::
:: ![]()