m.eray:Günlük

Aylara göre November, 2007

Primer

Wednesday
28 Nov 2007

Beyin jimnastiği yapmak istiyorsaniz, hem film seyredeyim hem de bulmaca cozeyim diyorsaniz Primer’i (Kapsül) seyredin, seyrettirin.

Oncelikle sunu soyliyeyim filmin cekim, yapim maliyeti, oyunculardi, mekanlardi, muzikdi bilmem neydi toplam 7000$. Evet evet hersey dahil 7000$’a film cekmis adamlar. Ustelik filmin toplam suresi de 1 saat 14 dakika. (Son donemlerde dizilere kendini kaptirmis olan ve 1 saatten uzun birseyi zor seyredenler icin guzel) . Tum bunlara ragmen film Sundance Film Festivalin en iyi film odulunu almayi becermis.

Genel olarak filmin konusuna zamanda yolculuk diyebiliriz aslinda. Digerlerinin aksine konu biraz daha farkli islenmis. Zaman makinesi icat eden 2 arkadasin yasadigi olaylar anlatiliyor. Aslinda saglam bir butceyle, oyunculukla cok cok iyi olabilecek bir film belki de harcanmis. Gerek butcenin kisitli olmasi (yonetmenin soylemi her sahnenin bir kere cekildigi) gerekse de filmin toplam suresinin kisa olmasindan dolayi konu anlatimi biraz geri planda kaliyor ve aslinda olaylarin akisi nasildi, ne anlatilmak istendi kolay kolay anlasilamiyor. Bayagi elde kagit kalem an be an ne oldu ne bitti nasil oldu diye yaza yaza seyretmek lazim. Gerci o durumda bile yine de cok anlasilir olabilecegi tartisilir. Yonetmen aklindakileri tam olarak karsi tarafa yansitamamis, buyuk bir bolumunu seyirciye birakmis; ustelik ipucu vermeden. O yuzden diyorum ya, beyin jimnastigi yapmak isteyenler kacirmasin diye.

Butterfly Effect 2

Monday
19 Nov 2007

Seyrettim Butterfly Effect 2 ‘yi de gecen aksam. Oncelikle filmin hakkinin yenildigini dusunuyorum ben. Kotu dendigi icin ayni sekilde muamele yaptim ancak gecen okudugum bir yazi uzerine cikardim yeniden tozlu raflardan ve oturup seyrettim, sonra da kizdim kendime. Bir de milletin dediklerine aldiris etmiyordum sozde ?!

Kabul edilmesi gereken gercek muhakkak ki ilk filmin etkisi, buyusu, guzelligi, oyunculugu/oyunculari yok. O yuzden ilk filme gore kiyaslandiginda cok da iyi bir film diyemeyiz. Ancak kendi icinde bence basarili, seyredilesi ve hakki verilesi bir film. Oncelikle her ne kadar Butterfly Effect 2 olarak lanse edilmis olsa da bana 2. film olarak degil de ilk filmin yeniden cekimi gibi geldi. Zaten yonetmeninden senaristine, oyuncusuna kadar tum ekibin farkli olmasindan da anlamak mumkun. Yani 1. filmi seyretmeyen bir kisi rahatlikla bu filmi seyredip anlayabilir. Hatta bizim ilk filme gosterdigimiz tepkiyi bile gosterebilir. Bu yeni cekimde ilk filmin aksine hareketli goruntuler degil de fotograflar araci oluyor bazi seylere whistling.gif . Onun disinda film neredeyse ayni. Hatta bir ara yok artik bu kadar da aynisini yapmazlar herhalde demistim ki sonu ilk filmden farkli bitti ama soylemiyeyim simdi tongue.gif

Demem o ki ilk filmi seyredenler soylenenleri kulak arkasi edip oturup seyretsinler. Sanirim bu filmde de birinci filmle benzer bir konu islendiginden ve ilk filmi seyredenler uc asagi bes yukari olacaklari bildikleri icin begeniler biraz dusuk kaldi. Ama yine de bosa zaman kaybi oldugunu dusunmuyorum. Dedigim gibi ilk filmi seyretmeyenler icin “yeni bir film” gibi geleceginden daha cok begeneceklerdir ama ilk filmi bilenler icin hersey biraz siradan gozukebilir. Bir de ilk filmin oyunculari/oyunculuklari yok ama yine de seyir zevkini korumayi basariyorlar.

Superbad

Sunday
18 Nov 2007

Simdiye kadar konusuyla, icerigiyle filmin adina bu kadar cuk diye oturan baska bir film gormedim, duymadim bilmiyorum. Filmin adinda iki kelime arasina bir bosluk koyup “Super Bad” yaparsak cok muthis olacak filmi ozetleyecektir. Bence adini Turkce’ye cevirirken de nazip davranmayip tipki orjinal adi gibi “Super Rezalet” koysalardi daha da iyi olurdu. Cok Fena olunca insan iyi acidan da dusunebiliyor.

Oncelikle Jonah Hill’e buradan bir cift lafim var eger bunlari okuyorsa. Yazik etmis kendine. Bu filmi yok sayip diger filmleriyle hatirlamaya calisacagiz artik tongue.gif

Filme gelirsem… Asil gelmesem de olur. Bi kere filmden 20-30 dakika sonra cikanlari anlamak mumkun degil? Herhalde jeton kareliymis tongue.gif Madem cikacaksin ilk 30 saniye icinde niye cikmiyorsun. Daha onceden de yazmistim genelde filmde cok fazla kufur oldugu, belaltina vurdugundan dolayi begenilmedigini. Sasirmistim ki genel olarak kufurlere guleriz biz. Ancak konusmalari takiben devam eden 10 saniyelik zaman diliminde sebebini cok iyi anladim. Zaten niye 20-30 dakika bekledileri de o yuzden dedim ya. Sadece ve sadece 10-15 saniye filmi seyretmek gidisat icin cok kesin ipuclari veriyor.

Oncelikle filmi siddetle ve siddetle hic kimseye tavsiye etmiyorum. Bu tavsiye etmeme sebebim kufur (aslinda kufur sayilmiyor asiri derecede cinsellik diyelim) vs degil bilakis hic bir komedi unsuru bulundurmamasi. Bu tarz genclik filmlerinin yanilmiyorsam cikis noktasi 1999′da cikan American Pie (Amerikan Pastasi) serisidir. Onlarla beraber baslayan bir akimdi. Ergenligi yeni yeni ogrenmeye baslayan genclerin hikayesinin anlatildigi yeni bir kultur. Her ne kadar bazilari bana katilmasa da bence gayet iyi bir filmdi ilki. Cunku dozu iyi ayarlanmisti. Salt olacak cinsellik yoktu; komediyle iyi bir sekilde birlesmisti. Ama o gunden bu gune gerek ayni seride gerekse de ayni icerige sahip filmlerde giderek abartilan cinsellik, rezillesen diyaloglar, yerlerde surunen oyunculuk ve konular bugunlere gelmemizi sagladi. Son ornek olan Superbad filminde de bunlarin hepsi doruk noktaya cikti. Hicbir anlami olmayan, tamamiyle gereksiz olan +30 icerige sahip diyaloglar, sacma sapan bir konuyla birlesince ortaya gercekten “Superbad” bir film cikiyor.

Demem o ki gitmeyin, seyretmeyin filmi. Hersey bir kenara kesinlikle komik degil. Bir iki kere belki tebessum etmenize neden olacak ama o kadar. Bosa gecen ortalama 2 saat.

Thursday
8 Nov 2007

Ilki 2006 yapimi Inside Man (Iceride Adam) olacak. Film en iyi hirsiz filmleri listemin ilk 5ine girmistir kafadan. Polis tarafinda dedektif rolunde Denzel Washington, hirsizlarin tarafinda ise Clive Owen yer almaktadir. Her ikisi de kendi rolunun hakkini fazlasiyla vermis. Denzel Washington icin birsey soylemeyecegim ama Clive Owen harikaydi bence filmde. Bir kere her hareketi, her konusmasi, her bakisi karizmatikti adamin. Umursamazligi, sogukkanliligi muthis tipki zekasi gibi. Tum detaylarina kadar dusunulmus, kusursuzca uygulanmis bir plan ve soygun. Aaa neredeyse Jodie Foster hanimefendiyi de unutuyordum. Tum guzelligiyle filmde yerini aliyordu o da. Film oldukca iyiydi. Yeteri miktarda aksiyon, bol miktarda surpriz vardi. O yuzden herseye hazirlikli olun derim.

Ikinci tavsiye filmim bir Tim Burton yapimi. Daha dogrusu kutsal ikili Tim Burton ve Johnny Deep yapimi diyeyim. Bu ikisinin bir araya gelip de seyredilmese de olur denilebilecek filmi var mi cok merak ediyorum. Filmin adi Edward Scissorhands - 1990 (Edward Makaseller) . Edward, bir mucit tarafindan yaratilmis biri. Herseyi tamamlanmis; elleri haric. Ellerini yapamadan yaraticisi oluyor ve makas elleriyle bir basina kaliyor koca satoda. Sans eseri bir satici tarafindan bulunup insanlarin arasina karisincaya kadar da orada geciriyor omrunu.

Film en basindan en sonuna kadar buram buram Tim Burton kokuyor. Mekanlarin secimi, sahnelerdeki o enfes renk cumbusleri, ozenle secilmis karakter ve kiyafetler ve basrol oyuncumuzun o siradisi makyaji. Johnny Deep’in genclik yillarini seyrediyoruz filmde. O zamanlardan belliymis ileri de ne olacagi. Filmde elleri makastan olan Edward’in kisa ama hareketli dis dunyadaki hayati anlatiliyor. Insan arasina karismasi, o hayata uyum saglamaya calismasi, ona gosterilen ilgi, insanlarin cikarlari icin yapabilecekleri ve birden herseyin altust olmasi. Insanlarin nasil bir anda degisebilecegi. Bu yuzden basit bir filmden ziyade -anlayana- bol miktarda gondermeler de mevcut.

Son olarak da biraz daha Hollywood havasindan uzak sade ancak kendi icinde guclu bir film. Avustralya yapimi “2:37″. Cannes film festivalinde, film 17 dakika boyunca ayakta alkislanmis. Bir diger dikkat cekici nokta da filmin yonetmeni Murali Krishna Thalluri 1984 dogumlu. Daha 20lerinde ve 2:37 ilk filmi. Ancak cikardigi isi gordukten sonra onunun cok acik oldugunu ve onumuzdeki yillarda cok daha fazla ust duzey filmlerini seyredecegimizi soylemek mumkun.

2:37, birbirinden farkli 6 kisinin/ogrencinin bir gunluk okul hayatlarini konu alan bir film. Saat 2:37′de gerceklesecek olan bir olayi geriden itibaren seyrediyoruz. Filmin islenisi bir kere cok basarili. Biraz belgesel havasinda geciyor. Tek duze bir islenis yerine karakterlerin anlatimiyla suslenmis. Arada filmden ayriliip karakterlerin kendilerini tanittiklari, birseyler anlattiklari bolumler geliyor sonra tekrar filme donuyoruz. Bu yuzden sıkıcılık diye birsey soz konusu olmuyor. Ilk bakista birbirinden farkli ve ayri gibi gorunen bu 6 kisinin aslinda birbirleriyle ne kadar da baglantili oldugunu goruyoruz. Hic derdi tasasi yokmus gibi gorunenlerin bile kendi iclerinde ne buyuk mucadeleler verdiklerini anliyoruz. Ancak bu kadar baglantili olsalarda yine de insanlarin bir o kadar da birbirlerinden kopuk oldugunu gosteriyorlar bize; ustelik en aci sekilde, icimizi sizlatacak bicimde. Seyretmeyenler mutlaka ama mutlaka seyretsinler.

Siworae

Saturday
3 Nov 2007

Siworae (Il Mare) ‘i seyrettim. Bakmayin boyle adinin acayip durduguna eminim ki bir cogunuz seyretti. Fakat siz adini The Lake House (Gol Evi) olarak biliyorsunuz tongue.gif Hani biz kendi senaristlerimizi, kendi sinema sektorumuzu sucluyoruz ya alinti senaryolarla dizi/film yapiyorlar diye. Isin asli Hollywood da pek farkli degilmis tongue.gif Ustelik onlar bizden de acimasizlar.

Siworae (2000), 2006 yapimi The Lake House’un orjinali diyebilirim. Guney Kore yapimi bir film. Filmi anlatmaya gerek yok sanirim zira Gol Evi’nden biliyoruz tongue.gif Farkli zamanlarda yasayan iki kisinin bir posta kutusu ile mektuplasmaslari uzerine kurulu bir hikaye. Bugun Siworae’yi agzim acik seyrettim. Ilk etapta tamam benzerlik olabilir vs demistim ama farkettim ki birakin konu benzerligini, mekan benzerligini diyaloglar, mimikler, hareketler bile neredeyse tipatip ayni. O derece yani. Bildigimiz copy/paste olayi. Ustelik Siworae de bazi seyler daha detayli anlatilmis, Lake House’da ise ustun koru gecilmis. Ayrica Siworae’yi seyrettikten sonra Lake House’da nicik Keanu Reeves’in oynadigini da anlamak mumkun tongue.gif Neredeyse Guney Koreli arkadasimizin aynisi.

Buradan ozgun eserler cikariyoruz diye seyircileri yiyen Hollywood tayfasina selamlarimi gondermek istiyorum