Adı Mert’mis.
Bugun firsat bu firsat diyip Can’la beraber Duzkoy’e Mert’i bulmaya gittik. Tabii giderken kimi aradigimizi bilmiyorduk ya :P Once Cihan’larin koyune gittik, oradan da adini cok duydugum ancak gitmenin bir turlu nasip olmadigi Cal Magarasi’na. Sezon bitmisti; in cin top oynuyordu oralarda. Zaten cok da bi gelisim yoktu aslinda magaranin civarinda. Tanitim eksikligi; oysa ki acilmis olan 1 kmlik yoluyla magara Turkiye’nin ve dunyanin sayili buyuk magaralarindan biriydi. Icerisini bir bastan bir basa hizliya yakin tempoda gezmek 40-45 dakika suruyor. Bu sadece acilmis olan kismi. Fuat’la konustugumuzda (Kendisi magaranin giris cikislarini kontrol ediyor ve hemen magaranin ustunde magara gibi bir kovuktaki cay ocagini isletiyor) magaranin cok daha derin oldugunu; gecenlerde 3 arkadas kapali olan kisimde yaklasik 2-3 km kadar ilerlediklerini ve bu esnada 20 metreye varan bir duvar tirmanip, surekli suyun icinde gittiklerini, bir noktadan sonra malzeme yetersizliginden dolayi geri donuklerini soyledi. Dedigin gore halen yol devam ediyormus. Ama halen en buyuk problem yapilan tanitim ve yatirim. Ne bir tanitimi yapiliyor ciddi ciddi ne de dogru durust bir yatirim var; yollar bozuk, kucucuk. Zaten sehirden, anayollardan uzak olmasi da bi dezavantaj. Ama bazi projeler varmis bakalim ne olacak. Daha sonra Fuat’la cay ocagin ciktik bi kahvesini icmeye. O esnada Salim amcayla ve ziyaret icin karsi koyden gelen bi amcayla tanisip biraz sohbet etme imkani bulduk. Ozellikle Salim amca cok dertli bu ogrenciler konusunda; ogrenci oldugumuzu duyunca anlatti. Yarim saat kadar oturduktan sonra sisin de cokmesiyle biz de yola ciktik yeniden.
Aaa burasi, yok surasiydi, surdan donmustuk derken sonunda bulduk aradigimiz yeri. Zaten oraya geldigimizde degisen birsey yoktu :lol: Cocuklar yine aynen yolda kosturuyordu. Once kucuk Merve‘yi gorduk; Mert’in kiz kardesi. Daha sonra da Mert‘i . Ayni valla, hic degismemis :lol: Hala yuzu guluyo, hala gulusu ayni :lol: Konya’dan Selcuk Universitesi’nden Ayse Hanim gonderdigi oyuncaklarini, topunu, defterlerini, boyama kalemlerini, okuma kitaplarini verdik; ayrica gecen gelisimde cektigim Merve ve Mert’in birer fotograflarini. Henuz 6 yasindaymis Mert. Anaokuluna gidiyormus, seneye de ilkokula baslayacakmis. Bu arada babalariyla, Ayhan abi’yle tanisma firsatimiz da oldu. Kendisi de cok iyi bir insan; cok sicak ve icten karsiladi bizi.
Cok garip bir duygu; bir o kadar da guzel. Boyle birseye vesile olmak, bir cocugu sevindirmek cok cok guzel bir duygu. Oyuncak arabalari, topu kucagindayken Mert’in gozlerini gormek gerekiyor bu duyguyu anlamak icin sanirim…
Insallah bir omur boyu boyle gozlerinizin ici guler cocuklar :cicek:
Ayrica buradan Selcuk Universitesi Mesleki Egitim Fakultesi Okul Oncesi Egitime Destek Toplulugu‘na ve Ayse Hanim’a boyle birseye vesile olduklarindan dolayi da cok cok tesekkur ediyorum.
O gunden birkac fotograf. Fotograflar icin de Can’a tesekkurler…