m.eray:Günlük

Kung Fu Panda

Tuesday
8 Jul 2008

Beş yıldan uzun süren bir çalışma sonucunda ortaya çıkan animasyon harikası ?Kung Fu Panda’nın üç sloganı var: “Kendi kahramanın ol”, “Panda-mania başlıyor” ve “?Çok muhteşem olacak!”

Barış Vadisi?ndeki hayvanların en tembeli olan Po adlı panda ayısının beklenmedik bir anda zoraki kahramana/kurtarıcıya dönüşmesinin çarpıcı öyküsü anlatılıyor.

Panda Po, antik Çin?deki Barış Vadisi?nde ucuz bir restoranda garson olarak çalışmaktadır. Kung fu fanatiğidir ama becerisini bir türlü sergileyemez. Bu arada Barış Vadisi’nin kapısına birbirinden güçlü düşmanlar dayanmıştır. Eski bir efsaneye göre günün birinde bir kahraman doğacak ve halkı kurtaracaktır. Kung Fu fanatiği panda Po, Huzur Vadisi’ni Kar Leoparı Tai Lung’dan kurtarmak için Kung Fu dünyasına adım atar ve kendisine inanırsa neler yapabileceğini keşfeder.

Hayallerinin izini süren panda ayısının masalını, mesajı olan bir eğlencelik şeklinde anlatmaya karar veren film yapımcıları, bu filmi yaparken çeşitli masalların derlemesini yaratmışlar. Hatta “Kung Fu Panda” projesinin doğuşu bile, eski Çin masallarının başlangıcı gibi olmuş.

http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=3993
http://www.imdb.com/title/tt0441773/

Po’ya donersek; muthisti! Tek kelimeyle degil ama birden cok kelimeyle.

Bir kere komikti. Hem de oldukca. Sonra oburdu, uyusuktu, tembeldi. Derken bir bakmisiz ondan atigi, ondan canlisi, ondan caliskani yok. Degismeyen tek sey oburluguydu :D O yerken benim istahim kabardi valla :lol:

Ikincisi komikti. Cunku yeteneksizdi, dogasinda yok garibimin dovusmek. Birden ejderha savasci olursa mecburen komik olacak, elinde degil :D

Sonuc olarak komikti. Cunku dovus olgusu yeteneksiz biri tarafindan yapildiginda zaten bunyesinde fazlasiyla komiklik barindiriyor. Bunun yaninda bu isi yapanin bir panda oldugunu da dusunursek aksi birsey beklemek yanlis olur.

Dublaj her zamanki gibi harikaydi. Ozellikle animasyona filmlerinin dublajindaki basarimiz zaten ortada, bunda da bu basari devam etmis. Grafiklere de bayildim. Ozellikle bazi detaylar gercege cok cok yakindi. Muzikler muthis. Aksiyon, dovus sahneleri ise harikaydi ve acayip keyifliydi. Filmi seyrederken tahmin ediyordum. Hani panda hos sevimli bir hayvan. Malumunuz kung fu o kadar sevimli bir spor degil. Kesin bazilari cikip panda gibi bir hayvana nasil kung fu yaptirirsiniz, pandayi niye sevimsiz gostermeye calisiyorsunuz gibisinden birseyler derler demistim. Eve geldikten sonra cesitli yerlerde okudum yorumlar sonucunda da ne kadar hakli oldugumu gordum. Tam dusundugum seyler uc asagi bes yukari yazilip cizilmis. Baslari, kung fu ogrenme asamalarini geciyorum. Onlarda siddet vs kesinlikle yoktu zaten, bol miktarda maymunluk vardi. Son bolumde ciddi bir (?!) kung fu dovusu vardi pandanin icinde yer aldigi. Ozellikle dikkat ettim acaba boyle bir sey var midir diye de. Yok. Cunku panda ciddi ciddi dovusmuyor, tek bir yumruk, tekme vs atmiyor. Aksine sansina, yeteneksizligine basariyor ne basariyorsa. Bol miktarda gobek, toto kullaniyor dovusurken. Tam bir panda kung fusu yani. Demem o ki panda bu filmde sevimsiz gosterilmiyor. Aksine sevimliligine sevimlilik katiyor benim gozumde.

Neyse yine uzattim. Az sonra peri gelip tek cumleyle ozetlemeden kacayim ben :P

Demem o ki. Firsatiniz varken gidip, gorun, gulun. Insanlar ne der, cocuklar gulmuyor ben niye guluyorum diye dusunmeyin, gulun bol bol :lol:

Wanted

Thursday
3 Jul 2008

IMDB: http://www.imdb.com/title/tt0493464/
Beyazperde: http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=3779

Rus yönetmen Bekmambetov’un son projesi Wanted’ta, McAvoy babasının kiralık katil olduğunu öğrenen ve onun izinden gitmeye karar veren heyecanlı bir genç olan Wes’i, Jolie ve Freeman ise oğlana mesleğin inceliklerini öğretecek olan Fox ve Sloan adlı deneyimli katilleri canlandırıyor.

Hayatında oldukça başarısız olan ve bu döngüyü kırmak isteyen Wes, Fox’u tanıdığı günden itibaren bakış açısını değiştirerek benliğinin içinde sinsi sinsi dolaşan kızgın ve öfkeli kurdu serbest bırakır. Eğitimli bir suikastçı olmaksa elbette kolay değildir.

Babası öldürülen Wesley Gibson’a (James McAvoy), babasının intikamını alma fırsatı teklif edilir. Kötü adamları yok eden bir suikastçi olarak ünlenen babası bir suikaste kurban gitmiştir. Babasının bıraktığı yerden yola devam etmeye kararlı olan Gibson, babasının ortağı Sloan’dan (Morgan Freeman) eğitim almaya başlar.

Mark Millar’ın grafik romanından uyarlanan filmin, romandan oldukça farklı olduğu söyleniyor. Wanted’ın bir özelliği de, büyük ilgi toplayan Red One digital kameranın kullanıldığı ilk film olması.

Su siralar vizyonda. Hazir firsatiniz varken gidin sinemada seyredin. Cunku bilgisayarda seyredilmeyecek -seyredilse bile tat vermeyecek kadar- bol aksiyon iceriyor. Bol derken gercekten bol. Hatta saf aksiyon bile diyebiliriz. Filmde insanlar konusmadigi her an sadece aksiyon var.

Oncelikle belirteyim film tam bir piyasa filmi. Nispeten kiliselerle dolu, Angelina Jolie (ve silahini) iceren, bol miktarda ozel efekt kullanilan hatta simdiye kadar filmlerde seyrettiginiz tum ozel efektleri bunyesinde barindiran en uc noktalarda aksiyonu barindiran film. O yuzden ozellikle belirtiyorum lutfen kimse gelip vay efendim cok sacma, oyle sey mi olurmus hic inandirici demesin. Kursuna falso verir vururum sizi :P Gidin oturun, bazi seyleri goz ardi ederekten seyredip tadini cikarin.

Aksiyon severlere diyorum mutlaka ve mutlaka seyretsin. Buna karsin ben gercekci bi insanim, gercekcilik ararim diyenler de uzak dursun. Cunku filmdeki aksiyon bildiginiz klasik tarz aksiyonlardan degil. Damardan alinmasi durumunda olume sebebiyet verebilecek dozda. Filmde mantik hatalari arayanlar, herseyi bir mantik kilifina sokmaya calisanlar da uzak dursun zira sadece karsilikli konusmalari disinda cok da fazla mantikli birsey yok :P Hayir film size zehir olur.

Konusu soyleydi de senaryo iyi islenmiste, oyunculuklar oyleydi boyleydi diye birsey demiyorum, diyemiyorum, denilecek bir film oldugunu da dusunmuyorum :P. Film muzikleri guzeldi, efektler -bence- muthisti. Aksiyona sonuna kadar doyuyorsunuz -hatta fazla geliyor-, bol miktarda yuhh, oha, hadi be diyorsunuz. Ama bir solukta da seyrediyorsunuz.

Morgan Freeman var o bi cepte dursun. Angelina Jolie var ki ustelik Angelina bacimin elinde de silah var o da diger cepte dursun. Bol miktarda ozel efekt var bunlar da arka ceplerinizde dursun. Ek olarak mantik hatalari da had safhada dedigim gibi bunlari da corabinizin sigara yerlestirdiginiz bolmelerine sıkıştırın ve oyle gidip gitmeyeceginize karar verin filme :P

Sinemada seyredin demistim ya, misir alin misir yerken seyredin :P Ozellikle aksiyon sahnelerinde cok guzel yeniyor valla. Bi kaptiriyorsunuz ki kendinizi nefesinizi filmin sonunda ancak birakabiliyorsunuz. Rus yonemen Timur Bekmambetov, Night Watch ve Day Watch serisinin ucuncu filminden once guzel bir is cikarmis valla. O filmlerdeki ozel efektlerden sonra boyle bir filmi gorunce cok da sasirmamak lazim aslinda. Potansiyel var adamda. Ileri de devami da gelecektir diye tahmin ediyorum.

Guzel -sinemada seyirlik- bir filmdi nitekim.

Ben X

Friday
27 Jun 2008

http://www.imdb.com/title/tt0953318/

IKSV’nin bu sene duzenledigi 27. Uluslararasi Film Festivali kapsaminda ulkemizde ilk olarak vizyona girdi film. Yanlis bilmiyorsam 11 Temmuz’da da tum Turkiye’de vizyona girecek; en azindan oyle umut ediyorum. Girmese bile bir sekilde bulun bulusturun oturup seyredin.

Olaganustu bir filmdi, her acidan. Biraz belgesel biraz biyografi tadinda basliyor ve devam ediyor. Tum film boyunca gercek hayatinda yaninda Ben’in ArchLord oyunundaki hayatini da seyrediyoruz. Gercek hayatinda ezilen, dislanan, dalga gecilen, ucube olarak gorulen Ben, ArchLord oyununda ise gercek hayatin tam tersine guclu bir karakter. Sık sık Gercek hayatin basina gelenlerle sanal dunyada yasadiklarinin kesisimlerini seyrediyoruz. Ancak oyundakinin aksine gercek hayatta herseye tepkisiz kaliyor. Bu da daha fazla ezilmesine neden oluyor. Basrol oyuncusu bana gore gercekten olaganustu bir oyunculuk gostermis. Tepkileri, tepkisizligi, anlatmak istedigi herseyi cok guzel bir sekilde bizlere anlatiyor, yasadiklarini bize hissettiriyor. Tum film boyunca canimizi acitmasini beceriyor. Yasadiklarina uzuluyor, sinirleniyoruz, birsey yapamadigimizdan dolayi kendimize kiziyoruz. Sadece oyuncunluklar, goruntuler degil film muzikleri de ayri bir guzeldi. Filmin sonu icinse birsey demiyorum ama 10 dakika icinde sizi buyuk bir duygu karmasasinin icine surukluyor.

Aaa… Unutmadan. Film gercek hayattan esinlenerek yazilmis bir kitaptan yola cikilarak cevrilmis. Bunu da goz onunde bulundurun seyrederken.

Ne diyorduk. Seyredelim, seyrettirelim.

Ayrica film icin IKSV sitesine su sekilde bir beyanatta bulunmuslar:

Ben kimseye benzemez. Kendine has bir dünyası, o dünyayı kaplayan ArchLord adlı bir internet oyunu ve o oyunda saygı duyulan çok güçlü bir karakteri vardır. Oyunda edindiği tecrübeleri gerçek hayata aktarma hayali kurar. Ama gerçek dünyada okul, her gün karşılaştığı zorbalıklarla cehennem gibidir. Bu durumdan kurtulmak için bir plan yapar, ama oyunda tanıştığı Scarlite adlı kızla gerçek hayatta da karşılaşmayı planlamamıştır… Belçika�nın bu yılki Oscar adayı olan ve yenilikçi tarzıyla dikkat çeken bu ilk film, yönetmeninin kendi romanından uyarlanmış. Aynı romandan esinlenilerek tasarlanan ArchLord, internet üzerinden oynanmaya devam ediyor.

Bitti!

Thursday
26 Jun 2008

It’s over!
E ‘finita!
C’est terminé!
Es ist vorbei!
Es más!
Se on ohi!
Това е отговорност!
Prošlo je više!
Det er forbi!
Είναι πάνω!
それが終わる。
它的过去。
Sa terminat!
Är det över!
Это старше!

La Habitación de Fermat

Tuesday
24 Jun 2008

Fermat’s Room yani. Bizde de gectigimiz aylarda vizyona girdi “Kapan” ismiyle.

Bu tarz filmleri seviyorum. Hangi tarz mi? Hani su ne zaman neyin olacagini bilmedigin, surprizlere acik olan, icinde bi parca da olsa gizem barindiran, bulmacali filmleri.

4 matematikci. Birbirini hic tanimiyorlar. Bir matematik toplantisi icin bilinmeyen bir yere bilinmeyen biri tarafindan davet ediliyorlar ve oyun basliyor. Cozmeleri gereken bulmacalar var. Aksi halde bulunduklari odada olecekler. Cesitli bulmacalar ve bulmacalari cozmeleri icin belli zamanlari var. Sure doldugunda ozel olarak hazirlanmis odanin duvarlari hareket ediyor ve oda kuculuyor. Odadan kurtulmanin tek yolu bulmacalari hizli bir sekilde cevaplamak. Ama odaklandiklari tek sey de bulmaca degil?!

Keyifli, surukleyici bir Ispanyol filmi. Sıkılmadan bir solukta izlettiriyor kendini. Seyretmeyenler, turu sevenler icin guzel bir film.

IMDB: http://www.imdb.com/title/tt1016301/
Beyazperde: http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=3902

Once, Step Up

Tuesday
24 Jun 2008

Seyredecek cok film var keza yazilacak da cok film var. Ama iste zaman yok. Aslinda zaman var da oturup yazmak icin sabir yok. Sabir yerine bol miktarda tembellik mevcut. Oyle ki tembellikte sinir tanimiyorum.

Sweeney Todd ve August Rush’la birlikte muzikal ve/veya muzik temali (ve yaninda dans da oluyorsa balli ekmek) filmlere karsi olan seyir arzum gittikce artan bir egilim icerisinde. Aslinda zamanim olsa bir hafta sonu bi kac muzikali ust uste seyrederekten altin vurus yapacagim ama firsat olmuyor. Halbuki filmler de hazir.

Once ve Step Up diyorduk.

Once’i bir sekilde mutlaka duyulmustur. Oyle aman aman film seyrettigini gormedigim kardesim bile odaya girip “Ohoo sen hala bu filmi seyretmedin mi?” seklinde beni ezdi filmi seyrederken. Film 2008 Oscar’larindan orjinal sarki dalinda, ayni zamanda filmin basrol oyunculari olan Glen Hansard ve Markéta Irglová ile odulu aldi. Haketmislerde. Bastan sona keyifli, bol muzikli bir film olmus. Muzikler, yorumlar, muziklerin film iclerine yerlestirilmesi muhtesem. Konusu da zaten muzik oldugundan dalip gidiyorsunuz filme. Film bittikten sonra, o guzelim sarkilar bitince yeniden donebiliyorsunuz gercek hayata. Sonrasinda tabii muzikleri bilgisayardan dinlemeye de devam ediyorsunuz bir sure. Muzigi seven herkesin mutlaka seyretmesi gereken bir film.

Step up ise sadece muzikle kalmayip bunu dansla pekistiren bir film. O yuzden bu filmi muzik severlerin yaninda -belki muzik severlerden ziyade demek daha dogru- dans severlerin seyretmesi de lazim. Hele ki benim gibi dans etmeyi beceremeyip, edenleri imrenerek bir parca da kiskanclikla seyredenler izlesin. Danslar ve muzikler harika, insanin icini kipir kipir ediyor. Oyle ki zaman zaman yerinizden elinizle ayaginizla siz de eslik etmeye calisiyorsunuz. Ama beceremiyorsunuz tabii :P . Film icinde seyrettiginiz parca parca danslari finaldeki muthis dans gosterisiyle bastan sona bir solukta izliyorsunuz. Ozellikle son dans gercekten etkileyici olmus.

Konu muzikti dansti olunca cok fazla soyleyecek -itiraf ediyorum soyleyebilecek- soz bulamiyorum. Cunku siradan bir seyirci/dinleyiciden ote birsey degilim. Vay efendim cok detone olmus, yok yanlis nota basiyormus, o ayak hareketi olmaz, oyle koreografi mi olurmus diyebilecek potansiyele sahip degilim. Onun yerine cok guzel imreniyorum :) Yine de muzik seven bir insanin, azicik da olsa danslari seyretmesini seven, hatta dansla yakindan ilgilenenlerin seyredince pisman olmayacaklarini dusunebilecek potansiyele sahibim, fazlasiyla.

Once
IMDB: http://www.imdb.com/title/tt0907657/

Step Up
IMDB: http://www.imdb.com/title/tt0462590/
Beyazperde: http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=3262

Forum Trabzon

Monday
16 Jun 2008

“Insanlari alisveris merkezlerinden sogutmak istiyorsaniz, insaat halindeyken 2 gun onlari orada calistirin.”

Boyle yazinca da sanki unlu bir dusunur soz soylemis gibi oldu :P Gerci oyle de sayilabilir, benden buyuk dusunur mu var =)

Hafta sonu Forum Trabzon Alisveris Merkezi’nin santiyesindeydik. “Endustriyel Dagcilik” adina ilk girisimi de yapmis olduk. Gerci vakti zamaninda Avni Aker’de tribunlerde calismistik. Son 2-3 yildir da mezuniyet torenlerinde KTU’nun stadyumunda da calisiyoruz. Ama onlar sayilmaz, fasulyeden.

Santiye dedigime bakmayin. Cumartesi gunu acilisi var. O yuzden ne tam bitmis ne de tam santiye. Ikisinin arasinda. Hummali da bir calisma var, Cumartesi’ye yetistirmeye calisiyorlar. Acilis gunu icin alisveris merkezinin ici suslenecekti. Giris bolumundeki alanla giris tarafindaki holde tavana susler asilacakti. Gittik. Toplam 32 parcaydi. Ilk etapta hemen hallederiz gozuyle bakmistik ki ilk gun gece -veya sabah mi?!- 3 te eve gidince ve hala asilacak 10 parca daha oldugunu gorunce o kadar da kisa surmeyecegini anladik =)

Biraz yorucu oldu ama yine de keyifli gecti. 2 gunde tum isleri halletik, temiz is oldu. Artik onumuzdeki islere bakacagiz bundan sonra.

Saat sabaha dogru yaklastigindan artik is disindaki seyler agirlik kazanmaya basliyor :P
p1020081.jpg :: p1020083.jpg :: p1020084.jpg

p1020088.jpg :: p1020089.jpg :: p1020096.jpg

p1020099.jpg :: p1020101.jpg :: p1020102.jpg

O… Cocuklari

Thursday
29 May 2008

Film yahuu film… Yanlis anlamayin. Ne zamandir da yazmaya firsat bulamadim, bulamiyorum. Biraz tembellikten biraz da zamansizliktan. Yazilacak cok film var aslinda ama dizilerden pek firsat olmuyor. Ne zaman yazmaya niyetlensem dur 1 bolum sundan 1 bolum ondan seyredeyim derken vakit almis basini gidiyor. Diger taraftan da model var. Kalan zaman da ona gidiyor. Gemi bitti gibi, yelkenlerle direklerin ipleri kaldi. Ama kaldirdim, gercekten cok yorucu oldu kaba taslak bitmesi. Rahatlamak icin su an bi tane Mustang GT 2006 yapiyorum. Onun da ana aksamlari bitti bi dis sasisi ve detaylari kaldi. O bittikten sonra ya gemiyi tamamlarim ya da gecenlerde aldigim ucak maketine baslarim. Bakalim artik.

Neyse neyse… Simdilik gecenlerde seyrettigim O… Cocuklari filmine deginip gideyim. Daha sonra geriye donuk olarak yazacam zaten.

Ileyin, izlettirin diyerekten basliyayim sozlerime tongue.gif Asil Indiana Jones amcamizi seyretmek icin niyetlenerek evden cikmistim ki arkadasin acimasizca beni sattigini ogrenmis oldum. Ehh sinemaya kadar gitmisken de bos donmiyeyim diye hafta sonu yapilacaklar listeme ekledigim O… Cocuklari filmine gideyim dedim. Biraz sıkıntılı oldu tabi filme girmek. Zira giseden aldigim bileti, film baslayana kadar ki sureyi gecirebilmek icin bos bos ortalikta dolasirken kaybetmisim sweatingbullets.gif 62 kere ustumu ve cantami kontrol ettikten sonra gisedeki hanimefendiye kirk takla atarak filme girdim tongue.gif

Filmlere gec girmemeye gayret ederim. Hatta erkenden girip otururum. Film oncesi reklamlari -televizyonda hic sevmesem de sinemada tadi baska oluyor tongue.gif- ve fragmanlari seyretmesi keyifli oluyor. Bi de filmin basini kacirmaya uyuz olurum. Cunku aklim hep o 5-10 saniyelik bolume takilip kalir ki aynisi burada da oldu. O en bastaki 1 dakikalik sure icinde ne oldu ne bitti filmin sonuna kadar kafamin icinde dolandi durdu.

Neyse filme geleyim di mi tongue.gif . Film guzeldi. Oyunculuklar iyiydi. Senaryo da hostu. Cocuk oyuncular muthisti diyerekten sozlerimi bitireyim biggrin.gif

Beynelmilel’in yonetmenlik ve senaristligini yapan Sirri Sureyya Onder bu filmin de senaristligini yapmis. 120 filminin yardimci yonetmeni Murat Saracoglu ise yonetmen koltuguna oturmus. Aslinda muthis olabilecek bir filmi elele vererek iyi bir film haline getirmisler. Keske biraz daha uzerinde calisip o muhtesemligi saglayabilselermis.

Filmin konusu soyle birseyler yazmislar;
Kocası ve kardeşi içeri alındıktan sonra küçük kızı Hazan ile birlikte saklanmaya başlayan Meryem, kendisine yardım eden Saffet tarafından Mehtap Anne’nin evine yerleştirilir. Eski bir hayat kadını olan Mehtap Anne, şimdi bu evde başka hayat kadınlarının çocuklarına bakmaktadır. Saffet, Meryem’i yurtdışına kaçırmak için bir gemi bulur. Fakat küçük Hazan bu yolculuğu tamamlamakta zorlanacağı için, onu İtalya’ya vardıktan sonra başka bir yolla aldırmaya karar verirler. Diğer çocuklarla birlikte kalan İstanbul’da kalan Hazan üzgündür.

Birkaç ay sonra, yarı Türk yarı İtalyan Donatella gelir Hazan’a yardım etmeye. Ona iki ay içinde İtalyanca öğretecek ve 23 Nisan’da gelecek bir İtalyan ailenin çocuğu rolünü oynayarak yurt dışına kaçmasına yardım edecektir.

Film, dram filmi aslinda. Ama filmi keyfile seyrediyorsunuz bol bol guluyorsunuz. Cunku olaganustu bir cocuk oyuncu kadrosuna sahip. Basroldeki kucuk kizin duygusal halleri uzuyor bi parca ama geri kalan cocuklarin hepsi ayri ayri harika. Her davranislari, hareketleri, konusmalari oldukca eglendiriyor sizi. Buyuklere baktigimizda onlarin da yeri ve basarilari ayri. Demet Akbag olaganustu, Ipek Tuzcuoglu keza ayni sekilde harika. Kisa kisa gorsek de Altan Erkekli varligini hissettirdi. Ozgu Namal ve Sarp Apak ikilisi icin biraz notr kalacam. Ozellikle Sarp Apak konusunda. Iyi mi kotu tam olarak adlandiramadigim birseyler var. Belki biraz da Avrupa Yakasi’ndan olabilir bendeki soru isaretleri. Halbuki diziyi de rastladikca seyrederim. Ama bazi seyler olmamis. Keza Ozgu Namal’da da var. Bi bakiyorsun iyi gidiyor sonra pat diye olmamis diyorsunuz. Ozellikle italyanca olmamis hele ki o opera (yanlis bilmiyorum di mi?) soyledigi sahne oldukca yapmacik durmus. Onun disinda dedigim gibi hem iyiydi hem de zaman zaman yapmacikti.

Film genel olarak iyi guzel hos gitmesin ragmen finali cok sonuktu. Kesinlikle cok cok daha iyi bir finalle cok daha basarili olabilir bence. Tamam cok fazla soru sorup filmin keyfini kacirmamak lazim ama buyuk eksiklikler var. Illa hersey aciklanacak herseyi bilecegiz diye birsey yok ona da kabul ama mesela bir Donatella-Saffet aski gozumuze gozumuze sokuldu film boyunca ama finalinde hic deginilmedi bile. Alelacele hadi bitirelim artik seklinde cekmisler sanki. Keske biraz daha dikkat edilseymis.

Film muzikleri de guzeldi. Sevdim. Ozellikle Felicita sarkisi keyif veriyordu da hep yarida kestiler. Eve girdigim gibi direkt oturup sarkiyi dinledim. O derece etkiledi biggrin.gif Onun disinda da genel olarak iyiydi. Kimi yerlerde abartilmis deniliyor ama nedense ben keyif aldim. Bazi durumlarda vurgulamak icin bazende efekt tadinda muzik parcaciklari da vardi. Bence renk katti filme. Su ana kadar ki Turk filmlerindeki muzik anlayisindan farkliydi veya bana oyle geldi. Ama guzel olmus.

Uzatmiyayim diyecem ama sakiz oldu zaten tongue.gif Demem su ki. Hani diyoruz ya… Turk filmlerine gidelim. Turk film sektoru gelissin. Hah iste boyle filmlere gidelim de gelissin bu sektor. Pisman da olmuyorsunuz. Murat iyi ki tavsiye etmissin, iyi ki seyretmisiz. Cok eglendik diyeceksiniz. Demezseniz kabasinizdir, ayip etmissinizdir ona gore tongue.gif

http://beyazperde.mynet.com/images/film/3964-o.gif

http://www.ococuklarifilm.com/
http://beyazperde.mynet.com/film/3964
http://www.imdb.com/title/tt1202363/

Haaann Haaaannn

Thursday
10 Apr 2008

Dun gece 2 sularinda kaba hatlariyla birlikte bitti F2005. Sunu anladim, bundan once yaptiklarim maket/model yapimi sayilmiyormus. Son yolcu ucagi belki bir parca dahil olabilir lakin ilk aldigim set olan savas ucagi icin kesinlikle bu maketi yaptim gercekten yaptim diyemiyecegim. Cunku sadece kesip yapistirdim bitti ve cok begendim. Sonra yolcu ucagiyla birlikte isin icine boyama da girdi. Her ne kadar ilk denemeden dolayi biraz rezil bir sonuc cikmis olsa da ve stickerlarin tamamini yapistiramamis olsam da yine de begenmistim. F2005 icin azimliydim, bu sefer tam olarak yapacam demistim ki yaptim da. Belki o kadar iyi, kusursuz olmadi ama yine de ben tatmin oldum ki onemli olan da bu zaten :P . Boyanmamis parcasi kalmadi keza tum stickerlar da yapistirildi. Sonuc ise uzaktan bakinca bana gore enfes :P

Ilk yaptigim savas ucaginin yarisi kadar parcasi olmasina ragmen F2005′in yapimi cok daha uzun ve zahmetli oldu. Dun gece 2 gibi son boyama ve yapistirma islemlerini de yaparak dinlenmeye biraktim maketi. Yaklasik 4 gun, gunde en az 8-9 saatimi yedi bu meret 20 cm boyundaki meret :P

yapim2.jpg |::| yapim3.jpg |::| yapim1.jpg

Bugun de stickerlarini yapistirip boyamalariyla ilgili ufak islerini hallettim ve bitti. Kusursuz degil, hatta mukemmel bile sayilmayabilir lakin yeterince mutluluk verici :P

bitmis1.jpg |::| bitmis2.jpg |::| bitmis3.jpg

bitmis4.jpg |::| bitmis5.jpg |::| bitmis6.jpg

Bittikten sonra da diger araclarin yaninda yerini aldi hemen. Gerci bi an once yeni bi yer yapmam da lazim bu araclar icin. Zira diger modellerin bi cogu hala cantada veya kutularda orada burada. Ucaklar da dolaplarin raflarin tepelerinde geziyor. Bi duzenleme yapmam lazim veya yeni kucuk cam bi vitrin bulmam lazim. Bunlarin icinde ozellikle o beyaz volkswagen’in degeri cok buyuktur. En azindan 15 yillik oldugunu biliyorum. Ilk goz agrim, ilk sahip oldugum arabadir diyebilirim. Ondan yeri apayridir. Bi de ben kucukken bi tane bembeyaz volkswagenimiz vardi ki tum cocuklugum o “kaplumbaga”nin en arkasinda, aracin icinde yer alan bagaj gibi boslukta gecmistir. Orada yolculuk ettigimi, orada oynadigimi oradan cama baktigimi bilirim. Benim icin yolcu koltugu o bolumken, oraya konulacak esyalar icin bagaj arka koltuklardi. Ahh ahh…

set2.jpg

Piiuuuvv

Friday
28 Mar 2008

Gecenlerde aldigimAirbus maketi bitti geri F2005 kaldi yapilacak. Iyi de etmisim once ucagi harcamakla. Zira elime yuzume bulastirdim. Diger savas ucagindan dolayi yapistirma, birlestirme konusunda tecrubem vardi lakin cikarma, boyama konusunda sifir bilgi, sifir tecrube. Sadece ilkokuldan, ortaokuldan kalma resim derslerinde yaptigimiz sulu boya calismalarinin getirdigi bir tecrube vardi o kadar. Ozellikle boya yaparken Ctrl+Z ‘yi veya geri al tusunun varligi cok aradim. Her yanlis boyamamda veya tasirmamda zihnimde Ctrl+Z yapasim geldi cunku :lol: Cok feci bir durumdu. Ancak bayagi tecrube edindim, en azindan F2005′i boyarken cok daha temiz bir sonuc cikacagina eminim. Geriye sadece etiketleme konusundaki sıkıntıyı atlatmak kaldi. Aslinda atlatmasi kolay da bir yerden sabir bulmam lazim. Sabredemiyorum ki?! Hadi buyuk cikartmalar neyse de ozellikle kucukleri kesme ve yapistirma cok ciddi sabir gerektiriyor. Savas ucaginin etiketleri o yuzden hala kutusunda duruyor. Airbus’in ise kucuk etiketlerini paketleyip kaldirdim. Gunun birinde sabirli bir insan bulursam ona yapistiririm diye. Ama F2005′i yaparken bir yolunu bulmak lazim, o da yarim yamalak olursa rahat edemem.

11.jpg | 21.jpg | 31.jpg

Bu arada guzel iki tane de gemi maketi buldum. Biri plastik digeri ise istedigim gibi tahta set. Su elimdekiler bittikten sonra ilk isim bi tane edinmek olsun.